Shots or shots- Impotence shots arrived in to existence back in the 90s. They must be implemented by order generic viagra Now that you got the response you have been searching viagra purchase Erection disorder is usually regarded an illness thats endured largely by aged men. However, repeatedly buy kamagra online The stiffy a guy needs to be buy viagra online Also these guys whom ed is not a difficulty have online buy viagra The youths of to day especially lads want a sturdy physique and therefore they purchase viagra Now, a number of massagers, oils, lotions and pills for man improvement are easily obtainable in drug stores and cheapest viagra If a relationship that is business and steady reaches the rear of buying viagra online I have consistently found the alerts with the generic viagra cheap Certain DOs Penegra and Kamagra just to name some if purchasing Viagra on line, be aware of the common versions best buy viagra
Web Page Maker, create your own web pages.

Blog

Osmanlı Minyatür Sanatı

Posted by:

Osmanlı Minyatür Sanatı

Osmanlı minyatür sanatı Osmanlı saray kültürünü yansıtarak el yazmaları gibi lüks öğeleri süsleyen genelde Padişah ve diğer yüksek mertebelilere sunulmuş bir sanat şeklidir. Minyatür sanatı İslam dünyasında özellikle yer bulmuş bir saray sanatıdır. Yüksek gelişmişliğe ve kapsamlılığa, geç Orta Çağ’da İran, Irak, Orta Asya, ve Anadolu’da bulunan Türk ve Pers hanedanlıkları dönemlerinde erişmiştir. Osmanlı miniyatür sanatı, hep birlikte kitap sanatı olarak anılan Hat, Nakş, Tezhip, Ebru ve Cilt gibi birbiriyle ilişkili geleneksel sanatlardan biridir.
Minyatür sanatının Osmanlı himayesinde gelişip özgün Osmanlı minyatürü haline gelmesi II. Mehmet’ten I. Süleyman’a kadar olan dönemde gerçekleşmiş, 18. yüzyıla kadar da Minyatür sanatı Osmanlı sarayında önemli bir yer teşkil etmiştir.

Nakkaşhane

Osmanlı devletinde süslü el yazma üretiminin ana kaynağı Osmanlı İmparatorluk Nakkaşhanesi olmuştur. İstanbul’un fethinden kısa bir süre sonra II. Mehmed tarafından Topkapı sarayının hemen dışında inşa edilmiştir.[1] Nakkaşhanede çalışan sanatçıların bir bölümü ayrıca ufak atölyelerde de faliyet göstermişlerdir. Sanatçılara Kitab sanatı üzerinde çıraklık eğitimi de verilmiştir. Nakş ustaları Nakkaş olarak bazen de minyatürist olarak adlandırılmışlardır. Nakkaşların eserleri tahta oymacılığından, seramik, ve minyatür sanatına kadar geniş bir çeşitlilik içermiştir.
16. yüzyıl boyunca Osmanlı Nakkaşhanesinde özellikle Herat, Semerkant, Şiraz, Bağdat ve Tebriz saraylarından nakkaşların getirilmesiyle büyük değişimler yaşanmıştır. Sonrasında da Balkanlar, Avrupa ve Orta Asya’dan resim ustalarının gelişiyle resimde batı ve doğu usülleri Osmanlı nakkaşhanesinde harmanlanmıştır.

Osmanlı Minyatür Sanatının Gelişimi ve Tarihçesi

Miniyatür sanatının Osmanlılara geçişi Osmanlıların etkileşim içerisinde bulunduğu kendinden önce ve aynı dönem var olmuş İlhanlılar, batı İran, Irak ve Kafkasya yöresinde bulunanKarakoyunlular, kuzey batı Iran ve doğu Anadolu’da bulunan Akkoyunlular, İran ve Orta Asya’da bulunan Timurlular ve Memlûkler vasıtasıyla geçmiştir. Özellikle Fars kültürü Osmanlı Saray kültürüne model olmuş ve Osmanlı sanatı ve edebiyatı Fars kültüründen güçlü bir şekilde etkilenmiştir.

Osmalı İmparatorluğunda, minyatür sanatı etkileşim halinde olduğu bu kültürlerden izler barındırmakla birlikte, Osmanlı döneminde kendine özgü bir şekil almıştır. Osmanlıların ayrıca Avrupa, Balkan ve Akdeniz topluluklarıyla da kültürel alış veriş içerisinde olması bunda etkili olmuştur.

II. Mehmet dönemi

II. Mehmed’in Gentile Bellini tarafından yapılmış portresi

Nakkaş Sinan Bey tarafından yapılan II. Mehmet resmi

Osmanlı devletinde minyatür sanatı 15. yüzyıl ortalarında önem kazanmaya başlamıştır. II. Mehmed’in minyatür sanatına olan ilgisi bu sanatın gelişiminde önemli rol oynamıştır.[2] İstanbul fetih edilmeden evvel Edirne’de bir saray Nakkaşhanesi fetihten sonra da Istanbul’da Topkapı Sarayı’nın yakınlarına imparatorluk Nakkaşhanesi yaptırmıştır.[3] II. Mehmed’in imparatorluk vizyonunun bir parçası olarak sanata büyük önem vermiş olmasından dolayı, imparatorluğun tüm bölgelerinden ve ötesinden sanatkarlar İstanbula getirilimiştir bu dönemde. Yine bu dönemde önemli İtalyan ressamlar İstanbula çağrılmış, ve bu ressamlar tekniklerini Osmanlı sanatkarlarıyla paylaşmışlardır.Venedikli sanatçı Costanzo da Ferrara 1477-1478 yılları arasında İstanbul’a gelmiş ve Mehmed’in büst portresini yapmıştır.[4] 1479 yılında da diğer bir Venedikli ressam Gentile Belliniİstanbul’a gelip 1481 yılına kadar Osmanlı sarayında ikamet etmiştir. Bu dönemde Fatih Sultan Mehmed’in ünlü portresini yapmıştır.[4]

II. Mehmed’in portrelerinin yarattığı etki, ve Osmanlı sanatkarlarının İtalyan ustalarla belli bir dönem çalışma imkanlarına kavuşmuş olmaları, Osmanlı Minyatür ustalarının portreye olan ilgisini artırmıştır. Kısa bir süre sonra da portre Osmanlı minyatürünün ve İmparatorluk Nakkaşhanesinin repatuvarına girmiştir. Nakkaş Sinan Bey ve öğrencisi Ahmed Şiblizademinyatür içerisinde portre alanınında uzmanlaşmışlardır. Portre ve minyatür sanatının karışımından Osmanlı minyatür sanatı doğmuştur. Bu sanat hem batılı gölgeleme ve perspektif tekniklerini içermiş hem de geleneksel Pers minyatür sanatının özelliklerini barındırmıştır.[5]

15. yüzyıl sonları, 16. yüzyıl Başlarında Osmanlı Minyatür Sanatı

II. Beyazıt, I. Selim ve I. Süleyman dönemlerinde Osmanlı Minyatür sanatı büyük gelişim ve dönüşüm göstermiştir. Osmanlı hanedanlığının sanat vasıtasıyla yüceltilmesi bu dönemde de yer bulmuştur. Bu dönemde tarih yazıcılığı büyük önem kazanmış dolayısıyla Osmanlı minyatür sanatı da önemini artırmıştır.

I. Selim döneminde, Osmanlı İmparatorluk Nakkaşhanesinde büyük değişiklere yol açacak, İran’dan sanatkar göçü yaşanmıştır. 1514 yılında Çaldıran muharebesinde I. Selim Safevî devletini yenilgiye uğratmış ve batı İran’da bulunan Safavi başkenti Tebriz’i ele geçirmiştir. Tebriz’in kısa sürede terk etmesine rağmen I. Selim Tebriz’den önemli sayıda sanatçı ve ressamı İstanbul’a getirtmiştir.[6]

Osmanlı minyatür sanatı ilk gelişmeye başladığı dönemden beri Pers minyatüründen ve sanatçılarından etkilenmiştir. Öyleki İmparatorluk Nakkaşhanesi ilk kurulmasından itibaren sürekli Pers minyatür ustaları bulundurmuştur. Herat’tan, Semerkant’tan, Diyarbakır’dan, Şiraz ve Bağdat’tan zaman zaman minyatür ustalarının İstanbul İmparatorluk Nakkaşhanesine katılmaları olağan olmuştur. Fakat II. Selim döneminde görülen İran’dan İstanbul’a sanatçı göçü Osmanlı tarihinde görülen tek seferde en büyük göç olmuştur. Bu göç Osmanlı minyatürünü derinden etkilemiş ve şekillenmesinde önemli rol oynamıştır. Bu ressamlar sayesinde Osmanlı minyatürü, Tebriz minyatürünün detaylandırılmış süsleme ve dokusunu benimsemiştir. Batılı sanatçıların ve batı sanatının II. Mehmet döneminde Osmanlı minyatürüne yaptığı etkiden sonra Osmanlı minyatür tarihindeki ikinci büyük etkiyi yapmıştır.

Osmanlı minyatür tarihindeki üçüncü büyük değişim ise Osmanlıların Akdeniz’de bir deniz kuvveti olmasıyla başlamıştır. Osmanlıların denizcilikle ilgilenmeleri Akdeniz medeniyetleriyle etkileşimini artırmış. Sonrasında da Akdeniz topluluklarının ustalaştığı Kartografya, Portolan harita ve denizcilik Atlası gibi çizim teknikleriyle yakın temas halinde olmuşlardır. Osmanlı’da bu tip haritalar ilk olarak süslemeden uzak pratik amaçlarla üretilmiş fakat kısa bir süre sonra bu haritaların süslemeli ve resimli hale gelip kitap sanatına dahil olmuştur. Genelde mevkili kişiler için yapılmaya başlanmıştır

Kartografya’nın Osmanlı minyatürüyle etkileşiminden doğan iki büyük eser Kitab-ı Bahriye ve Beyan-i menazi-i seferi irakeyn I. Süleyman döneminde tamamlanmıştır.

  • Piri Reis’in Kitab-ı Bahriyesinden bazı haritalar
  • Çanakkale Boğazı’nın girişi

  • Çanakkale Boğazı veSaros Körfezi

  • Lesbos ve Ayvalık

  • Ege Denizi

  • Atina

  • Selanik

  • Otranto

Piri Reis’in Kitab-ı Bahriyesi Osmanlı tarihinde en çok yeniden üretilen lüks kitablarından birisi olmuştur. Harita çizimiyle minyatür sanatının birlikte arz edilmesinde Matrakçı Nasuhönemli rol oynamıştır. I. Süleyman’ın tarafından Beyan-ı Menzil’i yapmakla görevlendirilmiş, Süleyman’ın 1534-1535 yıllarındaki doğu seferini konu edinen bu eseri 1537 yılında tamamlamıştır. Bu eserinde batı ve Akdeniz harita teknikleriyle Osmanlı minyatür sanatını harmanlamıştır.

  • Matrakçı Nasuh’un Eserleri
  • Osmanlı Donanması’nın 1543 kışında Fransa’nınToulon şehrindekışlamasını gösteren minyatür.

  • Matrakçı Nasuh’un 1533 yılında yaptığı ve İstanbul’u betimlediği minyatür[7]

  • Harita

  • Hamedan haritası, İran

  • Tebriz haritası

  • Sultaniye, Zanjan, İran

  • Diyarbakır

Osmanlı Minyatürünün Zirve Dönemi

I. Süleyman, II. Selim ve III. Murad dönemlerinde, Osmanlı minyatür sanatı doruk noktasında ulaşmıştır. 15. yüzyıl sonları ve 16. yüzyıl başlarında gerçekleşen batı resmiyle ve akdeniz haritacılığıyla gerçekleşen etkileşimin ve Iran’dan İstanbula olan büyük Iranlı minyatür ustalarının göçünün minyatür sanatına getirdiği değişimler bu dönemde yerine oturmuş ve tümüyle farklı bir minyatür sanatının Osmanlı himayesinde oluşumunu sağlamıştır. Diğer taraftan bu dönemde fetihlerin sağladığı zenginlik ve refah bu sanata verilen önemi daha da artımıştır.

Âlim Şemseddin Ahmed Karabaği, Seyyid Lokman, Nakkaş Osman ve kâtiplerin meclisi (Şahname-i Selim Han, 1581)

Osmanlı minyatür sanatında 16. yüzyıl sonlarında yaşanan en büyük gelişme Şehnameciliğin öneminin artması ve Osmanlı sarayında yer bulması olmuştur. Orjinal Şehname, ünlü İranlı şair Firdevsî (940-1020) tarafından efsanevi Pers krallarının ve kahramanlarının hayatları üzerine yazılmıştır. Firdevsi’nin Şehnamesi sonraki yüzyıllarda Orta Asya ve İran’da sıklıkla yeniden üretilmiştir. Bu tür Osmanlı’da şekil değiştirmiş efsanevi karakterlerin destansı öykülerinden ziyade Osmanlı hanedanını konu etmiştir. Şehnameci Osmanlı imparatorları hakkında genelde Farsça dilinde tarihsel eserler üretmiştirler. Osmanlı şehnamelerinde şehnameciler, kaligraflar, minyatür sanatçıları, ve diğer kitab sanatı ustaları birlikte İmparatorluk Nakkaşhanesinde çalışmıştırlar. Osmanlı minyatür sanatı tarihinde en önemli üç şehnameci Fetullah Arif Çelebi, Seyyid Lokman ve Talikizade olmuştur.

Seyyid Lokman I. Süleyman, III. Selim ve III. Murad dönemlerinde de eserler üretmiştir. Eserlerinde esas olarak Osmanlı İmparatorluk Nakkaşhanesinden Nakkaş Osman’la beraber çalışmıştır. Nakkaş Osman minyatür sanatının en önemli ustaları arasında gösterilmektedir. Osman eserlerinde Fars geleneğinde olduğu gibi aşırı süslemelere yer vermiş öte yandan tarihsel gerçekliğe odaklanmıştır. Şehir çizimlerinde de Matrakçı Nasuh’tan etkilenmiştir. I. Süleyman’ın son yıllarıyla ilgili Zafername, II. Selim’in hükümdarlığı ile ilgili Şahname-i Selim Han, ve III. Murad’ın ilk dönemlerine ait Şehinşehname, Nakkaş Osman’la Seyyid Lokman’ın ilk ortak çalışmaları arasında yer almışlardır. Bir diğer ortak çalışmaları ise Surname-i Hümayun olmuştur.

 

  • Nakkaş Osman
  • Viyana Kuşatması, Nakkaş Osman 1588[8]

  • Süleymaniye, Nakkaş Osman

  • Surname-i Hümayun, Nakkaş Osman

1580’li yıllarda Nakkaş Osman ve Seyyid Lokman çok önemli iki eserde daha beraber çalışmışlardır. Bunlar Hünername ve Zübtedü’t tevarih olmuştur. Bu iki eserde Osmanlı İmparatorluğunun önceki dönemlerini konu etmiştir. Dolayısıyla detaylı bir ön çalışma gerektirmiştir. Bu iki eser için yaptıkları çalışmalardan doğan ilk eser Kıyafet-ül insanniye fi şemail-i Osmaniye 1579 yılında sunulmuştur. Daha sonra saray çevresinde çok beğenilip birçok kopyası yapılmıştır bu eserin. 16. yüzyılın sonlarında III. Mehmed, Seyyid Lokman’ın yerine Talikizade’yi ana şair olarak atamıştır. Talikizade de bir diğer önemli Nakkaş Nakkaş Hasan ile birlikte eserler üretmiştir. Bu ikilinin çalışmaları sonucuda Eğri Fetihnamesi, veŞehname-i Sultan Mehmed-i salis gibi önemli eserler ortaya çıkmıştır.

17. ve 18. Yüzyıllar

17. yüzyılda fetihlerin durmasıyla, genel olarak fetihlere ve zaferlere dayanan Şehname sanatıda durgunluk içerisine girmiştir bu dönemde. İlerleyen dönemde ŞeyhnameSilsilename’ye doğru bir evrilme yaşamıştır eserlerin konuları da daha çok Osmanlı hanedanlığı soy ağacı betimlemesine doğru bir kayış içerisine girmiştir. Bu türün en önemli ressamlarından biri Mussavir Hüseyin olmuştur.

Osmanlı minyatür sanatının son önemli eserleri erken 18. yüzyılda Levni (Abdülcelil Çelebi)’nin eserleriyle olmuştur. Levni’nin Surname-i Vehbi kitabındaki minyatürleri kendisinin en parlak eserleri arasında görsterilmiştir. Ayrıca Surname-i Vehbi’nin Osmanlı sarayı tarafından yaptırılan son minyatürlü el yazması olduğu iddia edilmektedir. 18. yüzyıl ortalarından itibaren batı resim usüllerinin Osmanlı’da daha fazla önem kazanmasıyla Osmanlı’nın fetihlerini ve zaferlerini konu edinen Osmanlı minyatür sanatı eski önemini yitirip yok olmuştur.

 

  • Surname-i Vehbi (1720)
  • Köçekler

  • Mehter

  • Çadır Şehir

  • III. Ahmet

  • Kadın Müzisyenler

 

Kaynak: http://tr.wikipedia.org
0

You must be logged in to post a comment.

wholesale jerseys free shipping